Büyük Annenin Hatıra Defteri Öyküsü

Büyük Annenin Hatıra Defteri Öyküsü
ÖYKÜLER A- | A+   17.02.2021 19.47
Qavun

Büyük Annenin Hatıra Defteri Öyküsü

O kasabanın "nine"siydi. Fırtına önünde iki büklüm olmuş küçük bir meşe ağacını andıran bedenine rağmen zindeliğini muhafaza eder, asla başkasına yük olmak istemezdi.

Söylenenlere göre, nine, altın arama günlerinde amcasıyla birlikte çok uzaklardan gelmişti kasabaya. Bu uzun yolculuk sırasında amcası hırsızlar tarafından öldürülmüş, o da bu kasabaya yerleşip öğretmenlik yapmaya başlamıştı. Sonra bir keresteci ile evlenmiş, bu evliliklerinden tam altı çocukları olmuştu. Ama ne kocası, ne de çocukları ömür yarışında onu geçebilmiş değillerdi. Hepsi ondan önce bu dünyadan göçüp gitmişlerdi. Nine, Alice adındaki dul bir torunu ve onun iki küçük kızıyla birlikte yaşamaya başlamıştı.

Seksenine vardığında, büsbütün eve bağlanan nine, artık daima mazide yaşayan ihtiyarlar arasına girmek üzere olduğunu hissediyordu.

"Eski hatıralardan sık sık bahsediyorsanız, yaşlandınız demektir." diyordu.

Bu yüzden, madem öyle, ben de oturup hatıralarımı yazarım diye düşündü. Gözleri doğru düzgün görmez, kulakları neredeyse işitmez durumdaydı. Ama ninenin gönlü bir türlü ihtiyarlamak bilmiyordu. Her gün, daktilosunun başına oturup, ağır aksak yazıyordu. Yazdıklarını da, Alice dahil kimsenin okumasına izin vermiyordu. Bunlar ancak bittiğinde ve kitap haline geldiğinde okunabilecekti.

Nine, seksendokuz yaşına bastığı sıralarda Alice hastalandı ve şehirdeki bir hastaneye kaldırıldı. Alice'nin kızları da yakın dostları tarafından bakılmak üzere alınınca, nine büsbütün yalnız kaldı. Fakat, evi terketmedi. Hiç kimseye yük olmak istemediği için, birikmiş parasının tükenmek üzere olmasına rağmen, yapılan para yardımlarını da geri çevirdi.

Bütün kasaba, ninenin yalnızlığına üzülüyordu. Nineyi ise yalnızlıktan çok, Alice'in hastalığı ve iki küçük kızın başkalarının yanında kalıyor olması üzüyordu.

Bir sabah, bitişikteki komşusu onu garajının kapısında duruyor halde buldu. Eski moda elbiselerini giymişti. Elinde eski bir çanta vardı. Komşusunun ona gideceği yere kadar eşlik etme teklifini şiddetle geri çevirdi.

"Ben öyle kolundan tutulup yürütülecek kadar ihtiyar değilim" dedi.

Gene de, komşusu onu Avukat Jhon Riley'nin yazıhanesine kadar götürdü. Jhon Riley ellisinde bir adamdı. Kasabanın en değerli avukatlarından biriydi. Avlanma esnasında bir kazaya kurban giden biricik oğlunu kaybettikten sonra hayattan elini ayağını çekmiş, kendini içkiye vermiş, öyle ki mesleğine ait kabiliyetlerini kaybetmişti.

Nine, avukatı eski tarz bir hürmetle selamladıktan sonra:

"Jhon," dedi, "birçok bekleyen müşterin olduğu için fazla oturmak istemiyorum. Senden birşey rica etmeye geldim." Jhon cevap vermedi. Utancından boğazı tıkanmıştı. En son müşterisinin bir ay önce mi, yoksa iki ay önce mi geldiğini iyice hatırlayamadı. Nineyi, ta bahçesinden şeftali aşırdığı çocukluk günlerinden beri tanıyordu. Nine, çantasından çıkardığı kağıt tomarını göstererek:

"Bir kitap yazdım Jhon," dedi. "Bastıracak birini bulabilirmiyiz?" Jhon kağıt tomarını aldı ve nineyi sandalyeye oturttu. Ninenin eski hatıralarla dolu canlı bir tarih olduğunu biliyordu. Vaktiyle kasabadaki gazetelere fıkra ve hikayeler yazdığını hatırladı.

Kağıtları bir bir gözden geçirdikten sonra:
"Çok güzel, nine" dedi.
Sonra duymadığını farkedince, kulağına eğildi ve yüksek sesle tekrarladı:
"Çok enterasan. Elimden geleni yapmaya çalışacağım. Kitabı New York'taki bir yayınevine göndereceğim."

Nine o gün Jhon'la birlikte eve döndü. On gün sonra aldığı haberi nineye anlatan Jhon, yayıncının kitaptan acak birkaç bölüm okuyabildiğini, fakat kitabı çok beğendiği için derhal yüz dolar gönderdiğini, bir müddet sonra avans olarak daha fazla yollayacağını bildiriyordu.
O gün nine için olağanüstü bir gün oldu. Zaman kaybetmeksizin Alice'nin kızlarını yanına aldı; eve bakacak bir de kadın tuttu.

Jhon, her ay yayınevinden gelen yüz doları nineye götürüyordu. Bütün bu olanlar Jhon'a da yaradı. İçkiyi yavaş yavaş azalttı, sonra da tamamen kesti. Artık eski enerjisini yeniden kazanmış, eski müşterilerini yeniden kendine çekmişti.

Bir süre sonra Alice hastaneden döndü. Nineyle birlikte çocuklar ve Alice hep bu aylık gelirle geçiniyorlardı. Bütün kasaba halkı nineyle gurur duyuyordu.

Birkaç ay sonra bir sabah, nine yataktan kalkamadı. Bu haftalarca böyle sürdü. Kendisine bakan doktorun üzüntülü ve ümitsiz halini hissettikçe ateş püskürüyordu. Ölümden çok, kitabını basılı halde görememe korkusu düşündürüyordu onu.

Jhon daima, nineyi "Göreceksin" diyerek teselli etti. Sonra, yayınevine çektiği telgrafa aldığı cevapta, kitabın en çabuk şekilde basılmakta olduğunun ve birkaç güne kadar gönderileceğinin haber verildiğini anlattı. Nine bu günleri büyük bir sabırla geçirdi. Jhon'un kitapla birlikte geldiği gün yarı şuursuz bir haldeydi. Kocaman bir cilt tutan kitabın kapağına ninenin adı işlenmişti. Gözleri görmemesine rağmen, nine kitabı eline aldı, parmaklarıyla isminin işlendiği kısımları teker teker yokladı. Gözlerinden yaşlar boşanıyordu.
"Kimseye yük olmadım" diye söylendi.

İki saat sonra, elindeki kitabı sımsıkı tuttuğu halde gözlerini yumdu. Aradan birkaç gün geçti. Alice bir ara merakla eline alıp kitabı karıştırmaya başladı. Sonra da, doğruca Jhon'nun yazıhanesine koşarak, hayretler içinde:
"Bunlar bomboş sayfalar" dedi. "Kitap nerede?"
Jhon: "Beni affedeceğinizi umarım" dedi. "Kitap zaten ortada yoktu. Nine ne görebiliyor, ne de duyabiliyordu. Daktiloda bir satır bitince, zil sesini duymadığından, durmaksızın yazmaya devam ediyormuş. Bu şekilde bütün cümleler ve paragraflar siyah bir nokta halinde her satırın sonuna yığılmıştı. Kitabı getirdiği zaman bunu ona söyleyemedim. Bu onun biricik ümidi idi."
Alice sordu:
"Peki ya o paralar?"
Jhon'un rengi değişti. Cevap vermedi.
Alice anlamıştı. Yayıncıdan geldiğini söylediği mektubu kendisi yazmış ve avanslar için arabasını satmıştı. Ama buna karşılık iki şeyi birden kazanmıştı. Eski çalışma azmini, ve nineye yardımcı olmanın sevincini...

Pamela Hennell

Son Güncelleme: 17.02.2021 19:47
Büyük annenin hatıra defteri öyküsü  Öyküler  Ümit öyküleri  İnsan sıcaklığında öyküler   
Qavun

YORUMLAR

yakındaki eczaneler nöbetçi