İki Şehidin Destanı

İki Şehidin Destanı
ÖYKÜLER A- | A+   02.02.2021 17.43
Qavun

İki Şehidin Destanı

1914 yılında Avustralya’nın “Silver City” şehrine yerleşmiş iki Osmanlı orada çalışarak hayatlarını kazanmaktadırlar. Çanakkale Savaşı sırasında Halife’lerinin İngilizlere karşı Sancak-ı Şerifi çıkardığını ve bütün müslümanları cihâda çağırdığını öğrenirler. Bu sırada Çanakkale cephesine gönderilmek üzere Avustralya’dan asker toplanmaktadır.

Bu iki genç, şehrin valisine çıkarak şöyle derler:

“Halifemiz size karşı harp ilân etmiş. Bizim de buna icâbet etmek vazifemizdir. Fakat biz sizin bu kadar zamandır ekmeğinizi yedik. Bırakın gidelim. Sizinle cephede savaşalım. Burada size karşı bir harekette bulunmayı nankörlük sayıyoruz.” Vali gülmüş ve onları reddetmiş:

“Bizi tehdid mi ediyorsunuz? Haddinizi bilin, edebinizle oturun yerinizde!” Bizimkiler de:

“Eh ne yapalım, bizden günah gitti” diye söylenerek uzaklaşmışlar.

Hemen neleri varsa hepsini satmışlar. İki makinalı tüfekle bol cephane edinmişler. Sonra?

Sonra da Çanakkale’ye gönderilmek üzere limana sevk edilecek olan Anzak askerlerini taşıyan trenin geçeceği dar bir boğaza gidip mevzilenmişler. Namazlarını kılıp helâllaştıktan sonra, kazdıkları siperlere yerleşmişler.

Üzerinde elde dikilmiş bir Osmanlı bayrağının dalgalandığı bu siperlerin hizasına gelince, raylar üzerine yığılan taşlar treni durdurmuş ve o tren, yedi yüz anzak askerini ölü ve yaralı olarak orada bırakmak zorunda kalmış.

Etraftaki tepelerde kalabalık Osmanlı kuvveti arayan düşman, bütün bu savaşı verenin sadece iki şehid kahraman olabileceğine çok zor inanmış. Neredeyse bizim bugünkü aydınlarımız kadar gâfil olan ve İslâm’ın gönüllerdeki hâkimiyetini bilemeyen İngiliz valiye de o iki kahramanın mübârek na’aşlarını selâmlamaktan başka yapacak bir şey kalmamış.

Kaynak: Altınoluk Dergisi, Mart 2015, 349. Sayı

 

Son Güncelleme: 02.02.2021 17:43
Çanakkale destanı  Çanakkale hikayeleri  Iki şehidin hikayesi  Öyküler  Tarihten notlar 
Qavun

YORUMLAR

yakındaki eczaneler nöbetçi