Sperm ve Yumurtalar (Hamile kalamama)
Üreme süreci son derece basittir. Sperm yüzer, yumurtayı döller, Missey beşinci doğum günü için hediye olarak midilli ister. Ama gebe kalmak çok daha karmaşık bir konudur ve birçok çift çocuk sahibi olmak istediği halde bunu yapamayabilir. Aslında, kısırlığın en önemli nedeni, çok az kişinin farkında olduğu bir noktadır. Yanlış zaman, yanlış yer, ya da yumurtanın döllenmeye hazır olduğu her dönemde seks yapmamak. Gerçekte, döllenme süreci kadar karmaşık ve hassas bir sistemde, her zaman için sorun çıkarabilecek bir sürü şey vardır.
Her kadın, hayatı boyunca sahip olacağı sayıda yumurtayla doğar. Bu yumurtalar, iki yumurtalığın içinde yaşar. Her ay - yumurtlama sırasında - yumurtalıklar genellikle tek bir yumurta hücresini (her birinden değil, iki yumurtalıktan birinden; bu gerçekten karmaşık işlemdir.) folikülden bırakır ve vücudun içinde son derece tehlikeli bir yolculuğa gönderir. Diğer taraftan, hakem tabancasının başlangıç atışını duyduğu anda (boşalma) sperm amansız yarışına başlar. O noktadan önce, penisin ucundan çıkmadan önce sperm yarım mile denk bir mesafeyi koşmak zorundadır. (erkekler bu mesafenin gerçekten yarım mil olmasını diler). Bir erkek boşaldığında, yaklaşık 300 milyon sperm hücresi (yani Birleşik Devletlerin nüfusu kadar) altın madalya havliyle birbiriyle yarışmaya başlar; rol yöntemleriyle engellenmezlerse, vajinadan yüzerler ve rahim ağzından rahme girmek üzere yürüyen merdivenlere binerler.
Muhtemelen şans eseri, doğru itmektedirler, dolayısıyla alaska somonu olarak sperm akıntının aksi yönünde yüzmek zorundadır. Bir haltercinin bisepsinden daha iri olan kalın duvarlı rahim, penisi emer ve spermleri üreme bölgesine çekmeye çalışır. Bu noktada, hangi spermin yumurtayı dölleyeceği konusunda müthiş bir yarış sürer. Eğer biri bunu başarırsa, döllenen yumurta yerleşeceği bir rahim duvarına ulaşır.
300 milyon sperm yarış halinde olduğundan, mutlaka birinin kıyıya ulaşacağını sanırsınız ama gebelik birçok çift için önemli bir sorun oluşturmaktadır. Otuz yaşlarındaki çiftlerin sadece yüzde 7'sini etkilemekle birlikte, kırklı yaşlardaki çiftlerin yüzde 33'ünü ve kırk beş yaşındaki çiftlerin ise yüzde 87'sini etkilemektedir. Bunun nedeni, yolculuğun yüzme havuzunda tur atmak kadar basit olmamasıdır. Daha çok İngiltere Kanalı'nı geçmek gibidir ve iki kıyı arasında çok şey olabilir. Erkekler açısından, üremeyi etkileyen çok çeşitli etkenler vardır.
Belki erkeğin sperm sayısı düşük olabilir, bu da çok sayıda yüzücü olmadığı takdirde birinin bitirme olasılığının daha düşük olduğu anlamına gelir.
Ya da erkeğin spermi bütün yolculuğu tamamlayacak güçten yoksun olabilir (buna sperm hareketliliğinde zayıflık denir) ve spermler kutsal kaseye ulaşmadan önce ölebilirler. Kadınlar açısından ise, rahimde yumurtanın duvarlara yapışmasını engelleyen bir enfeksiyon söz konusu olabilir, ya da belki yumurta hücrelerinin yumurtalıklardan bırakılacak kadar olgunlaşmasını engelleyen bir kimyasal tepkime gerçekleşiyor olabilir. Hatta fallop tüpünde döllenmiş yumurtanın hedefine varmasını engelleyen yapısal doku bozukluğu ya da bir tıkanıklık olabilir. Bazı kadınlarda miyom sorunu vardır. Bu, normal rahim ya da fallop tüpü anatomisini sürekli olarak bozan iyi huylu, süngerimsi bir dokudur. Miyomlar büyüyerek greyfurt kadar olabilir ve rahmin yumurtaları almasını engelleyebilirler. Stres -özellikle hamile kalamamaktan kaynaklanan stres- döllenmeyi daha da zorlaştırır. Stresi azaltmak, derin solunum çalışmaları ve diğer yöntemler yararlı olmakla birlikte, çoğu tedavi yöntemleri sperm sayısını çoğaltmak ve spermi güçlendirmek ya da kadının yüzme havuzunu daha konuksever kılmak yönünde sürdürülmektedir. Diğer yandan, engelleri ortadan kaldırmak amacıyla erkekten alınan sperm ve kadından alınan yumurta vücut dışında birleştirilebilmektedir (Tüp Bebek olayı).
Kaynak: Siz Kullanım Klavuzunuz / Prof. Dr. Mehmet C. Öz - Prof. Dr. Michael F. Roizen /Koridor Yayınları
YORUMLAR
Bunlar da İlginizi Çekebilir
Trend Haberler
Son Dakika / En Yeniler










